'


Sevgisizlik hafıza bozukluğu yapıyor

Tarih: 19:21 on 6/1/2008 Kategori: saglik

İnsandaki annelik davranışı ve bu davranışı sağlayan beyin sistemlerinin, milyonlarca yıllık evrimsel gelişimin ürünü olduğu bildirildi.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Eşel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, anneliğin çok tipik davranış kalıpları olan ve beyindeki özel nöral sistemler tarafından yönetilen ve yürütülen tamamen doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Annelik davranışının genetik, çevresel ve hormonal etkenlerin birlikte beyinde oluşturduğu süreç sonucu ortaya çıktığını ifade eden Eşel, "İnsandaki annelik davranışı ve bu davranışı sağlayan beyin sistemleri milyonlarca yıllık evrimsel gelişimin bir ürünüdür" dedi.

Beyinde annelik davranışlarının gelişmesiyle evrimsel sürecin birbiriyle bağlantılı olduğunu belirten Eşel, şunları söyledi: "Canlılar arasında en uzun bebeklik dönemi insanlardadır. Bunun nedeni insanın beyninin diğer tüm canlılardan daha büyük olması ve beynin gelişmesinin, ancak yıllar içinde tamamlanabilmesidir. Yani beyin gelişimi doğumdan sonra da yıllarca devam etmektedir. Uzun çocukluk dönemi bazı mecburiyetleri beraberinde getirmiştir. Bu nedenle çocuk, uzun süre anne bakımına ihtiyaç duymaktadır. Çocuğun beyin gelişimini sağlıklı tamamlaması için annenin yanında daha uzun süre kalmasına ihtiyaç vardır." Çocuğun normal fiziksel ve biyolojik gelişimi için anne bakımına ve sık dokunulmaya ihtiyacı olduğunu vurgulayan Eşel, çocuğun anneye ihtiyaç duymasının yanı sıra beyin yapıları nedeniyle çocukları ile ilgilenen onunla çok vakit geçiren ve ihtiyaçlarını karşılayan annelerin kendilerini ödüllendirilmiş kabul ettiklerini anlattı.

Annelerinin yeterince ilgilenmediği çocuklarında birtakım sorunların ortaya çıkabileceğine işaret eden Eşel, şöyle devam etti: "Anne yokluğu çocukta, sosyal, davranışsal ve bilişsel işlevlerin gelişiminde geriliğe, strese cevap sisteminin anormal gelişimine, ilerde kendisinin de iyi anne olamamasına, öğrenme ve hafıza bozukluklarına yol açar. İhmal edilmiş çocuklarda stresle artan maddelere bağlı olarak beyin gelişimi bozulur. Öte yandan, çocukların anne ve babaların hayatlarına etkisi araştırılmıştır. Doğan her çocuğun annenin ömrünün kısalmasına sebep olduğu, doğan her bir kız çocuğunun da babanın ömrünün uzamasına sebep olduğu bilinmektedir." Annenin çocuğuna bağlanması ve bakımını yapmasının içinde bulunduğu sosyal etkenlerle ilişkisi olduğunu da kaydeden Eşel, annenin özellikle gebelik sırasında fakirlik, çok çocukluluk veya eşin iyi olmaması gibi çevresel koşullar nedeniyle, çocuğa gösterilen sevgisinin azaldığını, bu durumda çocuğun davranışlarının kalıcı biçimde değişmesine yol açtığını bildirdi.

İnsanların beyninin evrimsel gelişiminin, neslin devamının sağlanmasına odaklandığını anlatan Eşel, tüm memeliler gibi insanda da annelik davranışının doğal ve otomatik olarak nörobiyolojik sistemler tarafından başlatılması ve sürdürülmesi sayesinde, yeni doğan bebeğin korunup kollanması ve böylece neslin devamının garanti altına alındığını sözlerine ekledi.
     

Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı | Etiketler : sağlık, stress, sevgi, aşk, çocuk sağlığı, ruh sağlığı, sevgisizlik üzerine

Reflü kansere zemin hazırlıyor

Tarih: 17:08 on 1/6/2007 Kategori: saglik

Reflü hastalığı yemek borusu mukozasında hasar yaratarak bölgeyi kanserojen maddelere açık hale getiriyor.

Antalya Belek’teki Maritim Pine Beach Otelde düzenlenen 29. Uluslararası Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Kongresi’ne katılan Prof. Dr. Günter Hafız, bir bölgede kanser oluşabilmesi için o bölgede hızla değişen ve yeniden yapılanan bazı hücrelere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Hücrelerin yeniden yapılanması sırasında bazen hataların oluşabildiğini dile getiren Hafız, kanserin de bu sırada ortaya çıktığına işaret etti.
        
Günter Hafız, mide muhtevasının gırtlak ve yutağa çıkmasıyla oluşan reflü hastalığı nedeniyle bu bölgelerde sürekli bir "kendini yenileme" yaşandığına dikkati çekti.
        
Yemek borusunun mideye yakın olan kısımlarının kendini koruyacak şekilde değiştiğini ve az az olan çıkışlardan etkilenmeyecek bir yapıya kavuştuğunu söyleyen Hafız, şöyle konuştu:
        
"Bizi ilgilendiren kısmı, mide muhtevasının gırtlağa ve yutağa çıkması. Gün içinde birçok kere mide muhtevası yemek borusunun alt kısımlarına kadar yükseliyor ama yukarıya doğru olan kaçak çok kısa süreli bile olsa yutak ve gırtlakta sorun yaratıyor. Çünkü bu bölgeler kendini korumak üzere gelişmiş değil. Temel sorun da burada. Reflüde midenin proteinleri eritmede kullandığı pepsin denen maddenin etkisinin mide asidinden daha çok olduğu düşünülüyor. Herhangi bir anda asit mukozayı bozuyor, bozulan yere de pepsin denen madde kalıcı hasar vermeye başlıyor. Oradaki o hasar boğazı temizleme, gıcık, ses kısıklığı gibi bazı sorunlar yaratıyor. Vücudun gelen asidi nötralize edecek alt yapısı olmayan ses telleri gibi bölgelerinde yıpranma oluşarak bu bölgeler dışarıdan gelecek kanserojen maddelere karşı açık hale geliyor."
        
Prof. Dr. Günter Hafız, kanserojen madde konusunda Türkiye’de kişilerin etkiye çok açık olduğunu da söyledi. Özellikle sigara kullanımının bunların başında geldiğini vurgulayan Hafız, "Sigara içmesek de yanımızda içen başka kişiler nedeniyle içmiş kadar oluruz. Burada üzerinde ısrarla durmamız gereken şey, sadece bizim içmememiz değil içmeyen insanların da aslında zararın kendilerine olduğunu bilip, içen kişileri uyarması" dedi.
        
Reflü, sigara kullanımı ve kanser arasında bir bağ olduğuna işaret eden Prof. Dr. Hafız, "Sigara ile kanser arasında bir ilişki vardır, sigara kanser yapar, doğrudur ama reflü de bunu kolaylaştırır. Çünkü orada kanserojen maddelere ortamı hazır hale getirir" diye konuştu.

Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı | Etiketler : Antalya , Belek, Maritim Pine Beach Otel, Prof. Dr. Günter Hafız, reflü, kanser,

sağlımız için kiraz

Tarih: 15:50 on 29/5/2007 Kategori: saglik

Dünyada 1500 çeşidi bulunan kirazın Türkiye'de ondan fazla çeşidi bulunuyor. Gülgiller familyasından olup bilinen en eski ve dünya üzerine en fazla yayılmış meyvelerden biridir kiraz. Dalbastı, Napolyon, Sultani, Kara, Karabodur ve Lambert gibi çeşitleri vardır. Yıllarca önemsiz bir meyve sayılan kiraz nasıl oldu da bu kadar popüler oldu?

Doğal bir tat ve lezzet içeren kiraz, yoğun meyve şekeri içermektedir. 100 gramı yaklaşık 40 kaloridir. Michigan Üniversitesi'nin araştırmasına göre; kirazın kolesterolü ve kan şekerini düşürücü ve kalp sağlığını iyileştirici etkisi var. Kirazın yoğun antioksidan içeriğiyle kalp sağlığını koruduğu belirtiliyor. Kiraz, elajik asit adlı bileşiği yoğun miktarda içeriyor. Elajik asit, sentetik ve doğal kanserojen maddeleri etkisiz hale getirir ve onların sağlıklı hücrelere hasar vererek kanserli hücreler haline getirilmesini engeller.


Kirazın bilinmeyen özellikleri:

Kiraz fitokimyasallar açısından zengindir. Bunlar: anthocyanins (mevye ve sebzelerin rengini veren pigmentler; ki bunlar hücreleri zararlı kanserojen maddelere karşı koruyan antioksidan özellikleri sebebiyle kansere karşı seçenek oluşturabilirler).

Aynı şekilde bir flavonoid olan quercetinki içinde hem anti-kanser bir oluşum, hem de anti-imflamotoral ve intihistaminik (alerji ve enfeksiyon önleyici) özellikler taşıyan bir antioksidandır.

Kiraz hem kolesterolü hem de kan şekerini düşürmeye yardımcı olabilir.

100 gram kirazda, 17 bin miligram C vitamini bulunmaktadır. Her insanın günde 60-80 miligram C Vitamini alması gerekiyor.

B1, B2, B5 vitaminleri, magnezyum ve kalsiyum da bulunmaktadır.

Ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağlayabilir. Bu nedenle romatizma ve gut hastalıkları, eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılabilir.
Kabızlığı önlemede etkilidir.

Kirazda bulunan kinik asit, böbreklerin taş ve kum yapmasını önleyebilir ve varsa zamanla dökülmesine yardımcı olabilir.

Kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olabilir.

Aşırı ilaç tüketimi ile karaciğerde oluşan yükün azaltılmasında yardımcı olabilir.

Nikotinin vücuttan atılmasında yardımcı olur.

İçerdiği meyve şekeri levüloz rahat sindirilebildiği için, şeker hastaları da kirazı yanında protein kaynağı besinlerle birlikte tüketebilir.

A vitamininin önemli bir kaynağı olan karoteni içeren kiraz, göz problemlerinin önlenmesinde yardımcı olabilir.

20 kirazda 12 - 25 miligram arasında antosiyanin bulunmaktadır, bu da bir aspirinden on kat daha etkilidir.

30 gram kiraz sapını 1 litre suda 10 dakika kaynatarak hazırlayacağınız çay, böbrekleri çalıştırarak, diüretik (idrar söktürücü), kan ve idrar yolları temizleyicisi, safra akımını sağlayıcı, bağırsak düzenleyici etki gösterebilir.

Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı | Etiketler : kiraz, crrey, a vitamini, healty, göz problemleri, idrar yolları sorunu, idrar söktürücü,


<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->

Etiket Bulutu

harika bunu denedin mi bu ikiliyi bir arada mutlaka deneyin iki tat harika mı harika nevzine tatlı tarifi kayseri tatlısı avokado en seksi o seksi çocukları tehdit etmeyin çocuklara yapılmaması gereken davranışlar tehdit çocuklar için sakıncalı homoseksüellik gay olmak tarihe karışıcak belkide gaylerdeki gen farkı zeybek oynayan robot efe robot robotlar efenlendi türk mucitin efelenen robotu tatil urlaub tatil tüyoları tatile gitmeden yapılması gerekenler dünyanın sonu ne zaman? 2015 te dünyanın hali güneş korumasıi cilt yaşlanmasına karşı 50 faktörlü kremler bebek bebekçe konuşma child baby Archives of Disease in Childhood